Arkadaş Seçmek

Arkadaş Seçmek

arkadaş seçmek

Büyük velilerden biri olan İmam-ı Gazali diyor ki:
Herkes ile arkadaş olma; çünkü insanların çoğu, arkadaşının kusur ve hatalarını bağışlamaz. Başkasının insafını arar, fakat kendileri insaf etmezler. Bilmeden yapılan hataları arar ve bağışlamazlar. Söz taşıyarak ve iftira ederek dost ve ahbabları birbirine düşürürler. Kızdıkları zaman, içleri kin ve nefretle doludur. Kin zamanında kendilerine emniyet edilmediği gibi, yaltaaklık anlarında da kendilerinden bir şey beklenmez. Elbiseleri koyun postu, içleri kurttur. Şüpheli şeylere kat’i hüküm verir, gıyabında, aleyhinde kusur bulmak için seni gözetleyip dururlar. Hasetten arkadaşlarının ıstırap veren felaketini gözetirler. Hiddetli anlarında senin yüzüne vurmak için sözlerinde hata ararlar. Bunların çoğu ile düşüp kalkmak ziyan, ayrı yaşamak ise tercihe şayandır.

İşte bu gibi sebeplerden dolayı iyice denemediğin kimsenin arkadaşlığına itimad etme. Vazifeye verildiği, vazifeden atıldığı, zengin ve fakir olduğu zamanlarda onu dene, yahut onunla yolculuk et veya bir miktar alışveriş yap yahut da çok muhtaç anında onu dene. Bu hallerinde kendisinden memnun kalırsan arkadaşlığa, hatta senden büyükse baba gibi, küçükse evlad gibi kabul et.

Geçmiş Zaman Olur Ki

Geçmiş Zaman Olur Ki…

geçmiş zaman olur ki

Hemen her gün yüzlerce hırsızlık, yankesicilik veya kapkaç hadisesinin yaşanmakta olduğu memleketimizde bundan takriben üç yüz yıl önce bu gibi hadiselerin neredeyse hiç yaşanmadığını söylersek şaşırmayın.

1711 yılınca cereyan eden Prut savaşına da katılan ve uzun yıllar Osmanlı ülkesinde kalmış olan Fransız seyyah Motraye, seyahatnamesinde diyor ki:

”Hırsızlara gelince, bunlar İstanbul‘da son derece nadirdir. Ben Türkiye’de takriben on dört sene kaldığım halde, bu müddet zarfında hiçbir hırsızın orada ceza gördüğünü işitmedim. Yol kesen haydutların cezası idamdır. Ben bu memlekette geçirdiğim müddet zarfında yalnız altı haydudluk hadisesi işittim. Onların da hepsi Rum idi. Türkiye’de yankesicinin ne olduğu malum değildir. Onun için ceplerin el çabukluğundan korkusu yoktur.”

Motreye’den elli yıl kadar sonra Osmanlı ülkesinde bulunan başka bir yabancı ise, aynı mevzu hakkında şu intibalarını aktarır:

”Türkiye’de yol kesme vak’aları, ev soygunculukları ve hatta dolandırıcılık ve yankesicilik vak’aları adeta meçhul gibidir. Harp halinde olsun, sulh halinde olsun yollar da evler kadar emindir. Bilhassa anayolları takip ederek bütün imparatorluk arazisini tam bir emniyet içinde baştan başa kat etmek her zaman mümkündür. İstanbul’da huzur ve emniyet içinde yaşamak ve kapılarını hemen her zaman açık bırakmak kabildir.